İSLAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSLAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2012 Salı

LÜTUF

İlahi lütuflara mazhar oldunuz mu?Daha doğrusu bunları fark edip şükredebildiniz mi?Yoksa kendinizden mi bildiniz, kibre kapılarak…

Öyle bir yaşantım oldu ki,Adem olan anlardı zaten yüce Rabbimin ikramlarını.İbadetlerini yapmaya çalışan,çocuğuyla,eşiyle ve eviyle meşgul olan tipik bir ev hanımıydım önceleri.Eşim uzaktı namaz’a,Kur-an’a.Zamanla ilgilenmeye başladı, merak etti Kur-an mealleri okumaya başladı.Karşılıklı sohbetlerimiz oluyordu akşamları.Dilim döndüğünce aydınlatmaya çalıştım karanlıkta kalan sorularını.Yoğunlaştıkça yetmez oldu yaşam biçimimiz,tatmin etmez oldu yarım yamalak ibadetlerimiz.İlahi aşkı giden yolda yalnız değildim artık,beşeri aşkımla  daha güçlü yol almaya başladık…

Bir akşam örtünme fikrini açtım eşime,eskisi gibi değildi,tepki vermedi.Tercih senin dedi sadece.İşte mucizevi lütuflar ve ikramların miladı oldu o gün bizim için.Evimde tek bir eşarp yoktu,ama ben karar vermiş, niyet etmiştim ilahi emri yerine getirmeye.O gün eşimin doğum günüydü öyle büyük hediyeler almazdık birbirimize fakat,anlamlı jestler yapardık oldum olası.Ona bir zikir tespihi almak istedim.Yüce yaradan dilinden hiç düşmesin diye.Maalesef  üzerime örtünecek bir şeyim olmadığından çıkamadım alış verişe.Eşimi arayıp gelirken eşarp almasını rica ettim.O sırada kapı çaldı;gelen ise ev sahibiydi.Elindeki Kur-an’ı bana vermeye çalışarak, rahmetli babası için hatim yapıp yapamayacağımı sordu.İlk başta ne diyeceğimi bilemedim böyle bir teklif geri çevrilemezdi fakat getirdiği Kur-an’a anlam verememiştim.Yapacağım hatmin karşılığında bana Kur-an getirmeyi uygun bulmuş.Hatim edeceğimi söyledikten sonra yüzünde buruk bir gülümsemeyle beraber mahcubiyet belirmişti. Biz atalarımızın arkasından okumak için Kur-an öğrenemedik  hiç olmazsa bu hayrımı yapmamı sağladığın için Allah razı olsun deyip ayrıldı.Şaşkınlığım geçmemişti hala yeniden kapım çalındı.Ev sahibinin elinde bir poşet vardı.Hac vazifesi yapan bir akrabası ona iki hediye paketi vermiş,birini bana vermeyi uygun bulmuş.Paketi açtığımda bir eşarp,eşime almak istediğim zikir tespihi ve seccadeyle kapının önünde diz çöküp hıçkırarak ağlarken, gerçek sevgiliye yöneldiğinde her şeyi ayağına gönderdiğine şahit oldum…

‘’Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.O Rahman ve Rahimdir.O din gününün sahibidir.

Ey Rabbimiz! Ancak sana kulluk eder ancak senden yardım dileriz, bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna eriştir.Gazaba uğramış ve sapmış olanların yoluna değil!’’(Fatiha Süresi)Ayetleriyle açtım Kur-an’ı Kerim-i ve hayatımda yeni tertemiz sayfaları…

Mülkün gerçek sahibi El-Melik, karşılıksız olarak kullarına ikramda bulunan keremi bol El- Kerim;ev sahibimi vesile kılmıştı ihtiyacımı gidermek için.Biliyordum ki,ben ilahi aşka koştukça yoluma çıkan engeller yok olacaktı birer birer.İşte niyaz ediyorum;Allah’ım bana yeter!

9 Şubat 2012 Perşembe

EY ADEM OĞULLARI ,HAVVA KIZLARI!


                  Ey Ademoğlu,Havva kızı kendine gel.Sabah geldi çattı, uykuyu kes! Ecel sabahı gelmiş olabilir, gaflet uykusunu bırak!

                   Daha gencim yarın var,öbür gün var diye düşünürsün.Önümüzde daha zaman var dersin.O zaman içinde elbet din yolunu tutarım diye kendini avutursun.Sağdan soldan ölümün gelip çattığını görürsün,komşular ölür ,evlerinden ağıtlar  yükselir.Bunları duyunca can korkusuna kapılırda din yolunu tutarsın.Hakk’ın Cemal ve celal sıfatları dilediği kulun kalbini salaha ,dilediğinin kalbini de fesada meyleder.Celal’inden cemal’ine sığınıp ,hidayete erenlerden olduysan şükretmelisin.

                     İnsanoğlu dünyayı gözleriyle görmektedir.Dünya onlar için peşin olarak verilmiştir.Ahir-et ‘i ise onlar veresiye ve ortada bulunmayan bir şey olarak sayarlar.Dünyanın asıl gayemize ulaşmada sadece bir köprü olduğunu bilenler sessizdir .Gözleri dünyaya kapalı,dilleri suskundur.Fakat gönülden gönüle naralar atarlar ta ilahi arşa ve ezeli sevgilinin tahtına kadar.Merhum Fuzuli  ;’’ Bir can olaydı keşki ben dil şikestede.Ta her biriyle bir kez olaydım feda sana…’’diyerek ;Candan daha aziz bir şey olmadıkça canın azizliğini fakat candan daha aziz bir şey elde edilince canın adının bile anılmaz olduğunu ne de güzel ifade etmiştir oysa…

Şu görünen bedenimiz giderse gitsin.Ne önemi var?Ben bedenden ibaret değilim ki, benim ölümsüz olan bir ruhum var.Ruhum baki kaldıkça manevi suretlere büründürecek ,nurani neşe ile neşelendirecek tek yol var.Kur-an’ı Kerim’de Müminun suresinin şu mealdeki 115. ayeti bu konuya temas eder:’’Bizim sizi boş yere bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı mı sandınız.’’Yine Kıyamet suresinin 36. ayeti de bu konuyu hatırlatır;’’İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır!’’.
‘’Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, beni bilsinler , sevsinler diye kainatı, bütün varlıkları yarattım’’ anlamına gelen hadis gereği;yaratılışımızın asıl gayesinin Hakk’a yönelmek olduğunu unutmamalı unutturmamalıyız...
>